Yaz Bitmeden Geldiler…

Geldiler!
Yaz bitmeden..
Güz gelmeden…
Zemheri bulutları çökmeden…
Köy köy, mahalle mahalle şehir şehir.
Yazın bittiği son günlerde geldiler..
Güzün sarıya dönüştüğü ilk günlerde…
Yıllarca sırt çantalarında taşıdıkları dolu düşleriyle geldiler.
Köy köy, mahalle mahalle ve resim resim..
Beklememediğimiz kadar çok..
İnanmak istemediğimiz kadar çok geldiler,
tüm kışların sonu ve tüm baharların başlangıcı olmaya.
Yaz bitmeden…
Güz gelmeden.
Zemheri bulutları harekete geçmeden şehir şehir indiler…
Veda etmeye geldiler hayatlarının resimlerinde onurla durarak.
Geldiler…
Analar beklemezken onların böyle erken geleceklerini.
Beklemezken arkadaşları, dostları ve hiç kimseler.
Dönecek olanların listesinden geldiler onlar.
Adları ve yüzleri yıllar yıllar arananlar listesinden.
Geldiler bozmak için tüm hesapları; Kelebeklerden rol çalan kısacık şiirleriyle.
Ey kirli ellerini ovuşturanlar!
Ey lekelenmiş gömleğini onlara giydirme hülyasına kapılanlar!
Görün işte..
Dolaşıyorlar şimdi halkımızın cesur şövalyeleri birer birer, resim resim,hikaye hikaye her şehirde, her köyde ve her mahallede..
Dolaşıyorlar ellerinde hiç solmayan resimleri ve SON yazmayan hikayeleriyle, yazlar hiç güz olmasın diye bundan böyle ülkelerinde.
Geldiler…
Yaz çiçekleri solmadan…
Güz yaprakları düşmeden…
Defterler kapanmadan…
Korkular, hesaplar-kitaplar ve belirsizlikler sürerken.
Gözler tilki inlerinden bakarken.
Kimlerin elleri bilmem kimlerin ceplerinde gezerken geldiler..
Geldiler; düşerek anaların yürek göğünden yıldız yıldız, suret suret sessizce.
Hissetmeyen yürekler hissiz kalsın!
Görmeyen gözler kör olsun!
Onların boynundaki künyeleri kendi boynunda hissetmeyenlerin boynu boyunduruga gelsin
Aydın Yılmaz



