DEMOKRATİK TOPLUMDA KÜRDÜN ÖZGÜRLÜĞÜ;

AYDIN YILMAZ
Kürt sorunu veya kürdün sorunu,kürtlerin bir halk olarak tarihsel-ulusal varlığının kabul edilmemesi ve toplumsal varlığının, kimliğinin, dilinin, kültürünün yok sayılması, inkar edilmesi ve halksal kimliğiyle özgür ve demokratik yaşam iradesinin baskılanmasıdır. Bu sorunun kürtler açısından kaynağı Kürtlerin bir devlete sahip olmaması değildir. Çünkü genel olarak ulusal varoluş devletle başlamamış olduğu gibi Kürtlerde ulusal bir halk olarak devlete bağlılık temelinde var olmamıştır.
Ulus, tarihsel topluluklarin toplumsal yaşam ilişkilerinde dilin,kültürün ,hafızanın ortaklaşmasında ve toplumsal iradeleşmesinde gerçekleşen sosyal bir olmuşumdur.Bundan dolayıdır ki ulusal bir toplum olma bir devlet olmayı gerektirmediği gibi, özgürleşmeside mutlak olarak bir devlet olmada aranmaz.
Ancak hem kapitalizmde, hemde Reel sosyalizmde bu soruna genel olarak devlet eksenli yaklaşılmış ve Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı devletleşme ile özdeşleştirilmiştir. Ulusların kendi kaderini tayin hakkının gerçekleşme mümkünlüğü ulus devletler üzerinden mutlaklaştırılmıştır. Tarihsel olarak deneyimlenmiştir ki bu devletler, yani sömürge ve ezilen uluslar adına kurulan bu ulus devletler. ulusların kendi kaderlerini kendilerinin belirleme hakkını gerçekleştirmemiştirler.
Sömürgeci egemen devletlere karşı bağımsızlık mücadelesi veren ezilen ve sömürge halklar adına kurulan bu devletlerin neredeyse tamamı kendi uluslarına karşı sömürü ve baskı uygulayan otoriter iktidarlara dönüşmüşlerdir. Bu tarihsel deneyimlemede açığa çıkan hakikat, ulusların kendi kaderini kendilerinin tayin etme hakkının karşılığınin bu devletler degil, bu hakkın gerçekleşme kapasitesine sahip olan demokratik toplum olduğu hakikatıdır. Demokratik toplum, ulusal toplumun, siyasal, ekonomik,kültürel ve sosyal yaşamında karar ve yönetimsel özne olabilmesinin demokratik kapasite karşılığıdır.
Yine bu tarihsel deneyimler göstermiştir ki, ezilen bir halkın ulusal özgürlük sorunu yalnızca kendi adına kurulmuş olan bir ulus devlete sahip olmakla çözülemez.
Demokratik toplumda Kürt özgürlüğü ne bir ulus devlet kurma, ne kültürel haklar ne de sınıf mücadelesine eklemlenmiş olan bir sorundur. Burada hareketle Kürt özgürlük gerçekleşmesi, Kürt ulusal toplumunun demokratik öz örgütlenmesine ve öz yönetimine dayalı demokratik toplumsallıkta gerçekleşecek olandir. Burada hedef, yalnızca Kürt kimliği adına kurulan iktidarcı bir merkez yaratmak değildir. Kürt ulusal toplumunun kendi kendisini yönetebildiği demokratik toplumsallıkta bütün egemenlik ilişkilerinin aşılmasıdır. Ölçü toplumun ne kadar örgütlendiği ve kendi yaşamının ne ölçüde sahibi hâline geldiğidir
Demokratik toplumda ulus ortadan kaldırılmaz. Ulusal kimlik reddedilmez. Burada farklı olan ulusun demokratik siyasal örgütlenme biçimidir.Ulus devletçilikte yönetme gücü, ulus adına kurulmuş olan devlette merkezileşirken, demokratik toplumda, ulusal toplum kendi komünlerinde, meclislerinde, yerel yönetimlerinde, kadın ve gençlik örgütlenmelerinde, ekonomik ve kültürel kurumlarında doğrudan katılımcılıkla örgütlenir ve doğrudan yönetimsel irade olu Bu farklılık Kürt ulusal sorununda çok daha belirleyicidir. Ayrıca dört parçaya bölünmüş Kürdistan sorununa da verilecek nihai bir cevap olur. Kürtler mevcut sınırların değiştirilmesini zorunlu ön koşul hâline getirmeden, bulundukları dört parca Kürdistan da kendi ulusal ve toplumsal varlıklarını demokratik olarak özgürce örgütleyebilirler. Kürt dili özgürleşir,kürt kültürü kendi kurumlarını oluşturur, kürt toplumu, kendi demokratik meclislerini ve komünlerini kurarak kendi ekonomik, toplumsal ve kültürel yaşamı üzerinde söz ve karar sahibi olur. Kürdistan çoğrafyasının her parçasının farklı bölgelerinde ve dört parça Kürdistan bütünlüğünde demokratik Kürt örgütlenmeleri birbirleriyle demokratik konfederal ilişkiler geliştirirler. Böylece ulusal özgürlükle beraber ulusal birlik de, tek devlet, tek sınır ve tek merkezi devlet üzerinden düşünülmek zorunda kalınmaz. Bu durumda demokratik konfederalizm, Kürt özgürlükçülüğünun siyasal örgütlenme biçimi olarak ortaya çıkar. Kürt toplumuna ait farklı komünlerin, meclislerin, bölgelerin ve toplulukların kendi özerkliklerini koruyarak ortak alanlarda birlikte karar vermelerini de mümkün kılar.Burada Kürt ulusal özgürlükçülüğü açısından ölçü, yalnızca Kürt kimliği adına yönetilen bir devletin bulunup bulunmaması olmaz. Kürt toplumunun kendi yaşamı üzerinde ne kadar söz sahibi olduğu olur.
Bütün bunlar Kürt Halk Önderi Öcalan’ın ulusal özgürlük sorununa yaklaşımının ve ulus devlet eleştirisinin de temel kritik noktalarıdır aynı zamanda.
Ezilen veya sömürge bir ulusun devletleşmesi, kendiliğinden özgür bir ulusal toplum yaratmaz.
Esas olan toplumsal kendi kendini yönetme temelinde, toplumun kendisi için kendisi olabilmesidir.Dolayısıyla Kürt toplumunun kendi diliyle, kültürüyle, ulusal kimliğiyle ve demokratik siyasal iradesiyle kendisini örgütleyebilir olmasıdır. Demokratik Komünalite toplumu aynı zamanda Kürt özgürlükçülüğünün gerçekleşme paradigmasıdır. Komünler, meclisler, kadın örgütlenmeleri, yerel demokratik yapılar ve toplumsal öz-örgütlenmeler bunun kurumsal zeminini oluştururlar..
Burada özgürlük, demokrasinin toplumsallaştırılması,paylaştırılmasıdırBu çerçevede Kürtlerin özgürlük sorunu, mevcut devletin ele geçirilmesi veya onun karşısına ikinci bir ulus-devlet çıkarılmasıyla değil; devletin toplum üzerindeki tekelinin sınırlandırılması ve toplumun demokratik öz-yönetim kapasitesinin geliştirilmesiyle ilişkilidir. Kendi toplumsal ve ulusal kimliğiyle siyasal iradeleşmesinde ve toplumsal öz örgütlenme gücünde anlam kazanır. Özgürlüğü devlet iktidarında değil ulusal toplumun kendi kendisini yönetme kapasitesinde kurulur.
Kürt ulusal halkının kendi varlığını savunması, demokratik toplumun ön koşuludur. Demokratik toplum, Kürt varlığının öz savunma kapasitesinin de gerçekleşmesidir. Demokratik toplumda öz savunma, halkın kendini yalnızca silahla savunması anlamına gelmez. Öz savunma sadece silahlı savunmadan ibaret değildir. halk, dilini koruyabiliyorsa, kültürünü yaşatabiliyorsa, eğitimini örgütleyebiliyorsa, kadınlarını koruyabiliyorsa ve demokratik kurumlarını yaşatabiliyorsa ve bir bütün olarak ulusal varlığını sürdürebiliyorsa öz savunmasını gerçekleştirebilen özgür bir halk olabilmiş sayılır ancak.
Ayrıca Kürt özgürlük sorunun demokratik toplumcu çözümü, mevcut olan devletlerin yıkılmasını ve parçalanmasını da mutlaklaştırmaz. Devlet ile toplum arasındaki demokratik ilişkinin yeniden kurulması üzerinden de çözüm aranılır. Bu demokratik çözüm arayışınn ilk ve tek koşulu Kürtlerin tarihsel bir toplum ve halk varlığının hiçbir koşula bağlanmadan kabul edilmesidir. Kürt özgürlük mücadelesinin tarihsel önemi de tam olarak burada ortaya çıkmaktadır. Büyük bedelli mücadele ile inkâr edilen halk gerçekliği kabul edilir hâle getirilmiştir. Kürtlerin bir halk ve toplum olarak tarihsel bir özne ve siyasal kimlik haline gelmesinin koşulları yaratılmıştır.
Demokratik Toplumda reddedilen Kürtlerin ulusal varlığı değildir. Reddedilen ulusun devletleşerek özgür olabileceği düşüncesidir. Kürtlüğün aşılması, eritilmesi veya daha geniş demokratik birlikler içerisinde kaybedilmesi değildir. Tersine Kürtlerin kendi toplumsal kimlikleriyle, kendi dilleriyle ve kültürleriyle demokratik toplumda özgürce var olmalarının demokratik biçimidir.
Demokratik toplumda ulusal varlık korunur ama devletleştirilmez. Yani ulus başka şeydir, ulus-devlet başka şey.
Bu yaklaşımla Kürdistan yalnızca üzerinde kurulacak olan bir devletin egemenlik sınırları üzerinden düşünülmez. Kürdistan tarihsel, kültürel ve toplumsal olarak kadim bir ülke olma gerçekliğinde varlığını sürdürür. Demokratik toplumsallık temelinde özgür bir yaşamın yeniden üzerinde örgütlendiği bir Kürt ülkesi anlamı kazanır. Bu ülke yalnızca kürtlere ait homojen bir siyasal alan olarak düşünülmez. Kürtlerle birlikte yaşayan diğer halk topluluklarının da kendi kimlikleriyle özgürce yaşayabildikleri ortak demokratik yaşam alanı olur.
Kısacası, Kürt özgürlüğü başka halkların özgürlüğüne karşı inşa edilmez. Kürt ulusal varlığının inkâr edilmesi ne kadar kabul edilemez ise, Kürt özgürlüğünü kurma hakkının diğer halklara karşı egemenlik kurma hakkı olarak yorumlamak da demokratik toplumda aynı ölçüde kabul edilmez. Bu anlamıyla, Kürdün özgürleşme sorunu da yalnızca Kürtlerin sorunu değildir. Türk, Fars, Arap ve diğer halkların, hatta egemen devletlerin de sorunudur. Çünkü bir halkın varlığının inkar edilmesi ve özgürlüksüz bırakılmasının devam ettirilmesi egemen devletlerin demokratik gelişimini, dolayısiyla diğer ulus ve halkların da demokrasiden ve özgürlüklerden yana yaşamınıda sınırlar.
Sonuç olarak, demokratik toplumda red edilen Kürtlerin ulusal varlığı değildir. Red edilen ulusun devletleşerek özgür olabileceği düşüncesidir. yani kürtlüğün aşılması, veya daha geniş demokratik ittifaklar içerisinde eritilmesi değil, tersine ulusal ve toplumsal kimlikleriyle ve kültürleriyle var olmalarınım demokratik iradelesmesidir.
Kürdün sorunu ulusal bir sorun olmaktan çıkmaz. Kürtlerin inkâr edilen ulusal varlığı ve kendi kendisini yönetme hakkı açık biçimde savunulur.
Kürdün ulusal ve toplumsal özgürlüğü ne ertelenmektedir ne de genel demokrasi içinde eritilmektedir.
Kürt özgürlüğü; Devletleşme yerine toplumsallaşma,merkezî iktidar yerine demokratik komünalci öz yönetimcilik, milliyetçiğin kutsanması yerine demokratik toplumculuk,erkek egemenlikçiliği yerine kadın özgürlükçü toplumsallık üzerinden tanımlanır.



