Gündem Guncel

ÖZGÜRLÜK İSTENMEZ İNŞA EDİLİR


ÖZGÜRLÜK İSTENMEZ BEKLENMEZ İNŞA EDİLİR.

Aydın Yılmaz

Yaklaşık olarak iki yıl önce müşterek bir diyalogla başlayan ve yine yaklaşık olarak iki yıllık müşterek bir müzakere sonucu çıkarılmış olan bu yasanın uygulaması durumu,devam etmekte olan barış ve demokratik çözüm sürecinin ilk somut gerçekleşmesi veya ilk adımı olacaktır. Buna, bin kilometrelik yol olarakta tanımlanan uzun bir yolculuğun ilk adımıdir da diyebiliriz. Esas süreç ise ( Tabi devam ederse) bu yasanın uygulanmasıyla başlayacak ve demokratik mücadele ve müzakerelerde şekillenerek devam edecek olan süreç olacaktır.

 Bu sürecin, müşterek bir süreç olarak yürüyüp yürümeyeceğini, yürümesi durumunda bile hangi aşamalarda nasıl şekillenerek yol alacağını ve nereye kadar varacağını bugünden kestirebilmek mümkün değildir. 

Ancak,bu müzakere süreci devam ettiği sürecede Kürdistan’da göreceli barış ve kısmi özgürlük durumunun devam edebileceğini ve bu durumun stratejik toplumsal inşa gündemlerimizde kalabilme ve devrimsel sürecimizi geliştirebilme imkanlarına zemin yaratacak olmasınıda yadsıyamayız.

Tabidir ki, sözü edilen bu müzakerenin de, bu kısmi demokrasi ve özgürlük durumunun da, devletin bir lütfu olmadığı, halkımızın on yıllara yayılan ve büyük bedellerle yürütülen mücadelesinin sonucu olduğu gerçeğide yadsınamaz.

Kürt sorunu, devlet kaynaklı sistemsel bir sorundur. Dolayısıyla çözümüde, devletten beklenti temelinde bugüne kadar gerçekleşmemiş olan tarihsel bir sorundur. Bu günde,devletin buna karşı demokrasi, özgürlük ve barış üreteceğini düşünmek ve böyle bir beklentiye girmek,büyük yanılgılardan oluşan pratik bir deneyim olur. Tıpkı yalnızca silahlı çatışma temelli bir çözümün gerçekleşmeyeceğini on yıllardır büyük bedellerle yürütmüş olduğumuz savaşın tarihsel pratiğinde yaşayarak deneyimlemiş olduğumuz gibi.

Dönemin özgünlüğü ve demokratik sosyalizm anlayışı, özgürlüğün gerçekleşme stratejisi olarak,devletten beklemeyi veya devletle  çatışmayı değil, demokratik komünal toplumculuğun inşası temelinde devrimsel gerçekleşmeyi ve toplumsal dönüşümü işaret etmektedir. 

50 yıllık özgürlük mücadelesinin yarattığı değerler ve bu değerler üzerinde kazanılmış ve kurtarılmış bölgeler olarakta ifade edebileceğimiz kurumsal alanlarımız; yani belediyeler, demokratik ve toplumsal kuruluşlar, siyasal parti ve örgütsel yapılarımız öncelikli olarak bunun gerçekleşebilmesinin imkan alanları olacaktır.

-Zindanlarda yatan ve oralarda komün hayatı yaşayan on binler ve 40-50 yıldır yolu cezaevlerine düşmüş olan ve oralarda  komün hayatı yaşamış olan 100 binler…

-Dağlara bireysel hayatı veya bireysel menfaati için çıkmamış olan, çıktıkları o dağlarda kapitalist bireycilikten hem fiziken hemde de zihnen tamamen koparak yaşamış olan  ve canlarını vermeye hazır olacak kadar, en saf en temiz ve en çekirdek komüncü olan gerillalar…

-Vaktiyle düştükleri zindanlarda 20 30 yıl komün hayatı yaşamış ve sonra tahliye olmuş olan 100 binler… 

Yine şimdi komüncü bilinçleriyle aramızda yaşamakta olan ve vaktiyle dağ savaşında ölümden dönmüş, kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş ve sağlığını yitirmiş on binlerce gazi….

-Devletin düşmanca çemberinden sıyrılarak diasporada ve ülkede faliyet yürüten, evleri barkları olmayan ve sigara harçlıkları dışında hiçbir maddi gelirleri zenginlikleri, malları ve mülkleri olmayan  komünalist kadrolar..

– Ve bu kadrolar dan farkı olmayan ve 30-40 yıllık Avrupa yaşamında şahsi yaşamı red ederek  kendini mücadeleye adayan ve dünyanın her yerinde binlerce dernekleri, kurumları var eden ve ayakta tutan hansız-hamamsız komünalist yurtsever devrimciler…..

.Hepsi; eğer işler yolunda giderse illegalden çıkacaklar ve Kürtlerin ve Kürdistan halklarının tarihsel- kültürel toplumsallığını drmokratik modernite değerlerinde kucaklayarak devrimsel temellerde yeniden kuruluşunda komünalist öncü olacaklar.

Ve bu coğrafyanın tarihinden bugünlere uzanan binlerce yıllık Kom  geleneğinin güncel demokratik inşa gücü olacaklar.

Bütün bunlarla birlikte diyebiliz ki, tarihte başka hiç bir halk bütün bu imkanlara kürtler kadar sahip olmamıştır ve  olamazda.

 Yine bundandır ki, Kürdistan’da Demokratik Komünal Toplum inşasının ve bu inşada Kürdün özgürleşme imkanının çok uzak zamanlara ait bir ütopya olmadığı bilincinde, iradesinde, inancında ve ısrarında olmak, içinde bulunduğumuz anların pratik görevidir.

Aydın Yılmaz

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu