Gündem Guncel

Başkan Öcalan’dan Sürece Çerçeve Yasaya ve Geleceğe Dair Özet Notlar:

Yasada, Cumhur Başkanı yardımcısının yönetiminde bir koordinasyon Kurulu ve bu Koordinasyon Kuruluna bağlı olarak birde Siyasallaşma ve Silahsızlanma Kurulu olacak. Bu Kurulda bende statüsü netleşmiş olarak yer alacağım. 

Benim hesabıma göre bu yasa ile bu süreçte öncelikle cezaevindekilerin yüzde 80’i, yani 4700 kişiden 3900’ü çıkıyor. Yasa ile birlikte örgüt üyeliği suçlaması düşüyor. Şimdilik yararlanamayacak olan yaklaşık 814 kişilik bir grup var. Bunların durumları süreç içerisinde netleşecek. Bunlar genellikle ağırlaştırılmış müebbet alanlardır. Bu grup için dönem içinde Kurul ayrıca bir değerlendirme yapacak. Ben bu değerlendirme dönemi için bir süre sınırı koymaya gerek yok dedim. Ama ön görüye göre yasa çıktıktan sonraki bir yıl içinde bu grubun durumu da hallolmuş olur. Benim kendimle ilgili bir beklentim yok. Süreç ilerlesin,zaten omlar benide burada tutmak istemezler. Zaten pratik olarak yasa çıktıktan sonra yeni bir dönem başlayacak.

Yasayla birlikte burada (adada) görüşme trafiği de hızlanacak. Siyasetçiler, gazeteciler gelir. Bu önemli, çünkü yasa ile birlikte bu sürece yeni başlamış olacağız. Yeni aşamalarla devam eden bir süreç olacak. Yasa sonrası için benim ikna etmem gereken bir Kürt dinamiği ve Türkiye toplumu var. Bunun için yasayı bir an önce geçirmek önemli. 

Bundan birkaç yıl önce Suriye’de Baas iktidarı çökecek, ülke parçalanmayacak ve Şara diye biri başa geçecek denilse kim inanırdı. Ya da yine birkaç yıl önce Bahçeli’nin Öcalan’a Kurucu Önder diyeceğine kim inanırdı. Bu örnekler her şeyin çok hızlı değişebildiğini ve değişebileceğini gösteriyor. Bu yasa bu süreçle bir ilk adımı oluşturuyor. Sonrasında başka yasalar da gerekecek.

Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Hukuk meselesinde netleştirmemiz gereken birkaç husus var. Farkındayım. 

Ben PKK’nin modernitenim bir sonucu olduğunu netleştirdim. Reel sosyalizm dünyanın üçte biriydi. Onu aşmamız mümkün değildi. Biz onların emrini yerine getirmedik ama onlara tabiiymişiz gibi görünüyorduk. PKK’nin feshini onlar değil ben dile getirdim. Çoktan sonuca varmıştım. Hükmü geçmiş şeyleri aşmak gerekir. Bu yapılmazsa, geleceği zorlar.

CHP’deki durumda budur. Tarihsel rolü dolmuştur. CHP’de olanlar cumhuriyetin temelindeki diyalektiğin kendini dile vuruşudur. M. Kemal ve İnönü ilişkisi için Türk-Kürt ilişkisi demiştim. Şimdi Özgür Özel ile Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilişkisine dikkat edilirse biri Türk diğeri Kürt. Hatta biri Selanik’ten, diğeri de aynı mezhebi bölgeden yani Dersim’den. Birbirleri ile çok iyiyken neden böyle oldu? Alttaki diyalektik ile ilgilidir.

Bahçeli tarihsel bir devlet kişiliğini ortaya koydu, benimki de aşağı yukarı öyle oldu. Sonuçta tarihi bir şeye gideceğiz. Batı hegemonyasının yüzyıllık böl-yönet taşları sökülüyor, Ne kadar sürer bilemem, ama kesinlikle tarihidir.  Alparslan’ın yanında Kürt vardı. Kiziroğlu Mustafa Bey Şırnak kökenli Kürt’tür.  Kars’a gelmiş, orada sevilmiş. Kuzey, Serhat, Erzurum, Van dahil. 

Türk tarihinde Selçuklu dönemi ne ise, Selçuklular hangi rolü oynamışsa Kürtlerde de Şeddadi sülalesi aynı rolü oynamış. Üç yüz yıllık Selçuklu, üç yüz yıllık Şeddadi tarihi var. Haçlı ve Moğol saldırılarına karşı birlikte direnç var.

Ayn Calut savaşı meşhurdur. Başarılmasaydı İslam diye bir şey kalmayacaktı.  19.yy’da Osmanlı’nın çözülüşünü Kürtlerle ilişki ve isyanlara bağlıyor. Düşündüm, doğrudur. İlk isyan 1800”lerin başıdır, Babanzadeler.

CHP bunları anlamak zorunda, şapka için onlarca kişi tasfiye edildi. Fransız devrimine özentiydi. Ben bunu adlandırmam Robespierreciliktir. Büyük bir devrim olması için çok kişiyi katletmek, tasfiye etmek gerektiğini düşünüyorlar. Şeyh Sait, Seyit Rızalara da feodal, gerici diyerek katlettiler. 

CHP bu sürece engel olmamalıdır. Yüzyıl sonunda barutu tükeniyor artık. Biz nasıl dönüşüyorsak, onlar da dönüşmeli. Onlara söyleyin, burada attığımız adım yeni anayasaya gidişin ve demokratik cumhuriyetin önünü açacaktır. 

Sağda da solda da var faşist damarlar var. Hatta günümüzde teknoloji ve yapay zekada da var faşist damar. Yapay zekanın dayatılma biçimi her şeyin en iyisini sadece ben bilirim, ben yaparım şeklindedir. Ben yapay zekadan bahsedersem ağzımdan nefret sözü çıkar. Teknolojiye karşı değilim ama insanlığa yönelen en tehlikeli ve faşist bir harekettir. Bu yaratıcılığı öldürecektir.

Ziya Gökalp’in “Türksüz Kürt, Kürtsüz Türk olmaz” sözü meşhurdur. Ben onu diyalektik ele aldım. Nereye eğilirsem eğileyim, Türklerin temel işlerinde Kürtler, Kürtlerin bütün büyük işlerinde Türkler var. Şu an Kürtler hor görülme, insan yerine konmama halindedir. Dillerini bile konuşamadılar. Devlet yetkilileri; bu durumlar çok geride kaldı, bunlar ulusalcı faşist bir damarın işiydi. Bugün Türkiye’de Kürt olmak, Kürtçe yayın, sanat eserleri çok yaygındır. Çok da güzel şeyler vardır  diyorlar. Oysa bunun için büyük bedel ödendi.

Hukukun tazmin edici bir yönü de olmalı. 

Sadece bir tarafın gazileri, yaralıları yok. Bejan Matur’un “Dağların Ardına Bakmak” kitabını okurken insan duygulanıyor. Oradaki kadınların hikayelerini… 

Çok acı yaşandı. Korkunç bir savaş yaşandı. Gencecik kadınlar erkekler. 

Bu acıların geride bırakılması için tarihi bir adımlar atılıyor. Bu bir al-ver meselesi değil. Bu, güncelde doğru bir buluşmayı gerçekleştirmektir. İşte yasa çıkacak, bana büyük bir yük düşecek. Kürtlerin dönüşümü, büyük bir mesele. Hem Kürt tarafını, örgüt tarafını dönüştürmek hem Türk tarafına anlatmak, ikna etmek. 

Yasadan sonra gazetecilerle kuracağımız temaslarda bunu anlatabilmem gerekir. Bu dönüşüm Türk solunuda, Türk sağını da dönüştürecek. Belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine de kapı aralayacak. Tabi buna tamamen karşı durmazlarsa. 

Ben “Lozan” dedim, “birinci anayasa” dedim, ayağa kalktı bu  çevreler…

Bazıları buradaki müzakereleri anlamıyor.

Benim için Kürt tarihine karşı faaliyet yürütüyor diyenler oldu. Halbuki Türk-Kürt kardeşliği ihya ediliyor ve bu Ortadoğu dinamiğini değiştirecek. Kimse böyle bakmıyor, bir biz bakıyoruz.

Benim rolüme gelince, hiç bencillik değil. Kendimle övünmeyi de sevmem; ama bu mutlaka üstlenmem gereken bir yük. Özal ve diğerleri zamanında beni bu diyaloğa çağırdılar. Bu tarihsel role soyunuyorum. Burada erken bir ölüm ya da başka bir tasfiye iki yüz yıllık karanlık bir savaş tarihini başlatır. O yüzden dikkat şart. İngilizler ilk görüşmeleri duyduklarında ne dediler? Ortadoğu dengeleri alt üst olacak dediler.

Üst yönetim ve benzer arkadaşlar için süre uzamamalıdır. 3 yıl olabilir, 5 yıl sürebilir, Bunlar uluslararası düzeyde aranan ve hedef olan kişilerdir. Savunulmaları şarttır. Hemen gelsinler demiyorum. Kamuoyu hazırlandıktan sonra, 6 ay 1 yıl içerinde birer birer gelmeliler. Önümüzdeki süreçte bakarız. Yerellerde demokratik siyaset icra edebilmeleri gerekir. Onlar için dönemsel değerlendirme yapılabilinir. Düre sınırı koymadan bu esneklik tanınabilinir.

Yasadan sonra üç T formülü olacak. Teyit, tespit, taahhüt… 

Teyidi devlet mekanizması yapacak. Taahhüttü biz yapacağız. Bir ayağı MGK, bir ayağı meclis olacak. MGK rapor verecek.  Bu konuda MGK bir karar verecek ve meclise gidecek. Üçlü sağlam bir mekanizmayla yürüyecek. 

Taahhüt ise benim işim. Benim devrede olmam lazım. Taslakta bir izleme kurulu da gerekecek. Meclis Komisyonunun aldığı kararı İzleme Komisyonu takip eder. Koordinasyon Kurulu ve Siyasallaşma Kurulu olacak. Bu meclisteki Komisyona üye veren partilerin üye verebileceği bir Kurul. Meclis kurulu alt kurul olarak değil, bağımsız ayrı bir kurul olarak oluşturulmalı. Yasama yürütmenin altında olmayacağı için her partiden üyenin olduğu bir takip kurulu olmalı.

İlk gelecek grubu oluştururken birlikte tartışacağız. 300 kişilik Bir şey olur. Bu gurubun çte bir Avrupa, üçte bir cezaevi, üçte bir Kandil gurubu olur. Bizim çalışmamız önemlidir. Hızlı çalışma yürütülürse süre  6 ayda biter.

Benim ekonomi ve tarım üzerine güçlü fikirlerim var. Mezopotamya tarımını geliştirmek aklımdadır. Komün dediğim de odur; en verimli çiftlikleri geliştirmek. Bu, Ortadoğu petrolünden daha önemlidir.

Kürtlerin Cumhuriyet’teki kurucu rolü Türklerden az değildir. Kürtler, Lawrence ve Araplar gibi yapmadı. Dolayısıyla bugünkü bir düzeltme hareketidir. Kerkük’ten sonra Halep’te de  Türkmen vali olabilir. Halep’e Türkmen Vali Suriye barışı demektir. Çok önemlidir. Kerkük’te dönüşümlü valilik pratiği iyi bir fikirdi. Kürtler, Araplar ve Türkmenler arasında birer yıl dönüşümlü. Halep’in stratejik bir anlamı var. Ben ilk orada yaşadım. Güzel bir binamız vardı orada. Aram Tigran vardı orada. Müthiştir. Ölmeden önce de selam göndermişti. Benim üzerimde etkisi büyüktür. Ceylanpınarlı İsmail Aslan vardı. Belediye başkanı oldu sonradan. Onun evine gittim. Baktım Kürtçe bir melodi çalınıyor. Aram Tigran çalıyordu, dinledim. Dedim bu ses ölmemeli, bu melodi hep yaşamalı. Türkmenlerin Ezo gelin türküsü, barak havaları Halep’e dayandırılır. Ben Nizip’te Barak havaları ile büyüdüm. Halep bu kültürün merkezidir.

Şara’yı yerel demokrasi kurtarır. Şara’ yıda demokratikleşme kurtarır. Bunu yapmazsa kimse kurtaramaz, bir yıl içinde darbeye uğrar ve kırım olur Suriye’de.

İran’da böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. 

Neçirvan ve Bafil’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu,kardeşçe yardımlaşmadır, Yoksa İran’da binlerce kişi idam edilecek ve kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.

Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan hiçbir şey yapılamaz. Bu tarihi bilmeden yüz yıldır solculuk adı altında Batı’nın ne kadar demode fikri varsa onun savaşını veriyorlar. Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir. Ortadoğu’da Hitit’ten, hatta Sargon’dan beri bir birlik var. Son iki yüz yıldır milliyetçilikle, moderniteyle birbirine girmiş, kendine yabancılaşmış. Sonra da en işbirlikçi haliyle İngiliz’e “gel beni kurtar”a gelmiş.

Sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne göre olacak. İki yüz yıldır bunu böl yönet pratiğine çevirmişler. Biz bunu fark etmişiz ve aşmak istiyoruz

Bu birikimler birleştikçe bizi bir Ortadoğu birliğine, enternasyonalizmine getirecek.

Demokratik Siyaset için de Demokratik Cephe esprisiyle hareket ediyoruz. Burada kendi görüşleriyle var olabilirler. Tek bir görüş dayatmıyoruz. Öcalan’ın fikriyatının yüzde biridir o manifestoya yansıyan. 

İran kısa süreli ateşkes mutabakatından hemen sonrası Kürt bölgesine saldırıları arttırmış. Daha önce Erbil’i vuruyordu, bu kez Süleymaniye’yi de vurmaya başlamış. İran’ın içinden ve ona bağlı Irak grupları yapıyor. Yer yer PJAK ile de çatışmalar yaşanıyor. PJAK bir açıklama yaptı. İşte savaşa taraf olmadığını ama bu Kürtlere saldırıları kabul etmeyeceklerini, eğer devam ederse halkı koruyacaklarını açıkladılar. İran çözülecekse buradan çözülür. İsrail-ABD çözemez. Demokratik entegrasyon hamlesinin yansıması olacak. Ama İran’ın saldırılarına pabuç bırakılmamalı ve hatta alan daha genişletebilirler. Pers milliyetçiliği basite alınmamalıdır. İranlılar tüm Irak’ı da ele geçirmek isteyebilir. Orayı toptan İran’a bırakmamalıyız. Yerleşirse önce Irak’ı, sonra Suriye’yi alır. İran, Lübnan’dan Afganistan’a dek savaşır. Devrim muhafızları komutanı Caferi beni ilk 1985’te o ziyaret etti. Amaçlarından kolay vazgeçmezler.

Irak’ta yeni Başbakan Ali Zeydi’den Amerikalılar üç şey istediler. Bir, İran etkisini azaltacaksın. İki, Şii milis güçlerini orduya entegre edeceksin. Üç, yolsuzluklar. Korkunç yolsuzluk yapılıyor ve bu parayla da milis güçlerini finanse ediyorlar. Milis güçlere de 30 Eylül’e dek süre verdi. Sadr grubu tamam dedi. Ketaib gibi gruplar yok dedi. Kürt bölgesine saldıranlar  bu bırakmayan milis güçler. İranlılar, Kürtlere saldırmamalıdır.

Kürt avukatlar konferans yapmış. Nasıl, güçlü bir tartışma yürüdü mü? Kürt hukukçuların hukukileşmesi… Kürtlere yabancılaşma mı desem, Cumhuriyet tarihi Kürtleri hukuk dışına itme tarihidir. Gündemdeki yasayı barışın bir kök yasası, hukuka dahiliyetin ilk yasası olarak altın değerinde değerlendirmektir.

Bu yasadan sonra PKK’nin tamamı feshini tamamlamış olacak. Strateji ve örgütlenme olarak aşılmıştır. Ama yüz binleri bulan bir kadro mirasıdır. 

Tek ayaklı cumhuriyet olmaz. Muhafazakâr demokratlık ya da CHP’lilik temelinde tek sütunlu cumhuriyet olmaz. Böyle tek sütunlu halde anayasaya gitmek olmaz. Böyle bir anayasa demokratik olamaz. Bu tehlikenin olmaması için en az iki sütunlu cumhuriyet inşası gerekir. Bu da Demokratik Cumhuriyettir. Tek sütunlu cumhuriyetin ömrü darbelerle, idamlarla geçti. Bu vesileyle Menderesi de analım. En az iki ana sütun gerekir. Üçüncü, dördüncü de olabilir ama en az iki ana sütun gerekir. Daha önce de dedim. Hititler, Mezopotamya’da Mittani ayağını oluşturamayınca Asur geldi ikisini de yuttu.

Cumhuriyet’in dayandığı iki temel kültür odağı var: Mezopotamya ve Anadolu kültürü. Buna geniş anlamda Suriye ve Irak da dahildir. Eğer bu halde bırakırsak, CHP, Kemal-Özel kısır tartışmalarıyla ikinci yüzyıl sakat doğar. Darbeler ve karşı darbelerle… 

Kürt meselesi de öyledir, çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar.  Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni iki sütuna dayandırmaktır. Ayrı bir Kürt hukuku demiyorum. Ben neden Türk ulusunun devlet hakimiyetini tartışmadım? 27 Şubat Bildirgesinde devletin biçimini tartışmadım. Çünkü buna hakkım olsada  olsa gücüm yok. Bıraktım, onu Türkler tartışsın. 

Bu süreç beni bir noktaya getirecek. Anayasa raftan inecek, istediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? 

Ortadoğu’da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek?  Harekete geçen bir kütle. Bu tarihi süreçle birlikte bu çalışmaya başlayacağım.

Büyük bir aydınlanma faaliyetine girişeceğim. Devlete yönetenlere diyeceğim, devasa bir kitleye anayasada bir çıkış göstermek gerekir. Kürt hukuku, Türk hukuku olmaz. Hukuk evrenseldir. Hukuk Kürdün de var olduğunu gözetmelidir yeni anayasa. 

Anayasada yerimizi alacağız. Kürtlerin bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Kürtlerin anayasayla bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. 

27 Şubat programım da öyledir. Üç kimliğe özgürlük: Birincisi, hiç etnisite ismi vermeden kimliğe özgürlük, Çünkü Kürt de alevi de kadın da kimliktir, Hepsini ayrı ayrı anayasaya geçiremezsin. Kimlikler özgürdür demek yeterlidir.  İkincisi  fikir ve inanca özgürlüktür. Üçüncüsüde sistemsel özgürlüktür. Yani sistemsel ifade ve örgütlenme özgürlüğü. Bunların hepsi  bir maddeye de sığdırılabilir. Hani o aynı maddede demokratik, laik, sosyal, hukuk devleti diyor ya, bunun üçü de birlikte olabilir. Bu kadar akademisyen var, hukukçu var, ben çok kızıyorum.

Şunun altını çiziyorum tekrar. Çok spekülasyon var. En üst düzeyde bir Kurul haline geliyoruz. Herkes bunu anlamalı. Öcalan’ın bulduğu çözüm üstlendiği büyük bir sorumluluktur. Kurullarda çalışacağız,. Kurullar her kapsamda gelecek kişilerin durumunu belirleyecek. Ne zaman gelmeliler ve hatta nereye yerleşmelilere kadar detaylı yapacağız. Ben bunun sorumluluğunu üstleniyorum. En az yüzde 90 başaracağımıza inanıyorum. 

DEM ve Kandil düşündükleri gibi bir çözüm bu yasada olmadığı için fırtınalar koparmamalı. Evet, bu yasa bana hemen özgürlüğü vermiyor ama benimle birlikte ikinci aşamaya kalan kişilere dair dönemsel değerlendirme imkânı veriyor. Biz öyle çalışacağız ki bir an gelecek, bana  da hemen çıkman lazım diyecekler. Bu yasa benim dışımdakilere hemen çıkma fırsatı veriyor, Bana ve benim durumumda olanlara ise dönemsel değerlendirme imkânı veriyor.

Çıkış koşullarını kendim hazırlayacağım. Buradan ne zaman çıkacağımı ben belirleyeceğim. 

Velev ki olmadı, velev ki hepimizi tasfiye ettiler. Burada da biz şeyi kaybetmiyoruz. Kimse benden çok Apocu olamaz. Kimse beni benden iyi bilemez. Benim 50 yıldır, mücadeleyi bir sürdürme iradem ve yöntemlerim var. Bunun başarısızlığı halinde benim ayrı bir stratejim devreye girer. 50 yıldır mücadele ediyoruz. O uzun süre dışarıda kalmalarını istediklerimiz var ya.. Eğer devlet Apo’yu uyuttuk diyecek olursa işte onlarda devlete en büyük darbeyi vurmuş olacaklar Benim her durumda bir stratejim vardır. Mezarda da olsam rolümü oynarım.

Yumurta tavuk gibi bir çıkmaz yaratıldı. Ben bunu aşmak için kendi durumumu dönemsel bir değerlendirmeye tabi tutmayı doğru buluyorum. Elbette beni burada tutmak isteyen çıkabilir, bu en büyük darbeyi vurur sürece.

Halk ve hareket n enim özgürlüğümü hemen istiyor. Kimse onlara Öcalan konusunda görüş değiştirin demiyor. Yasada niye Öcalan yok diye kıyamet koparmaya gerek yok diyorum. Aşamaları dönemlere ayırmaktan bahsediyorum. Benim özgürlüğümü bir günde halledecek yasa da yapılamaz zaten. Bana göre bu kapıyı şimdilik aralık bırakmak değerlidir. Kıyamet koparmasınlar. Yasa şöyledir diye böyledir diye kıyamet koparmasınlar.

Demokratik siyasetin yeniden yapılandırmasına dair ise şunu söylemek istiyorum:

Bu yasadan sonra PKK’nin tüm bağlantılarını, DEM’in tüm bağlantılarını ve HDK, TJA gibi bir sürü örgütü bünyesine katacak olan Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi gibi. Mutlak bir sim vermek istiyorum. 2012’deki görüşme ve müzakere sürecinden sonra nasıl ki HDK kurulduysa, bugünkü yasal zeminin partisi de DEM’i aşacak. HDP zaten mahkemede. PKK fesih olurken kadroları kriminalize olmaktan çıkıyor. Bunların hepsine yasal bir örgüt, yeni bir hareket gerekiyor. Kongreye gidişte bizim cephede olan ne varsa hepsine ortak bir isim vermeyi uygun gördüm. Hepsini siyasi parti bünyesinde ele almak doğru olanıdır.

Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi. Değişebilir de bu isim. Gelecek kişilere bir ad verip, bir de bunların başına bir komite koymamız gerekecek. Demokratik Toplum ve Cumhuriyet Hareketi hazırlık komitesi. Hemen toplanacak ve Kongreyi hazırlayacak.Yeni Kongrenin programı, zemini için. 

Biz şimdiden Demokratik Cumhuriyet’e yasal zeminde kendimizi hazırlıyoruz. Hızla bunun bir Hazırlık grubunun olması gerekir. Önemli aydın ve yazarların da yer aldığı ve hatta daha önce AKP’de yer almış kişiler de girebilir. İslamcı aydınlardan, soldan geniş bir hazırlık olmalı. Bunun HDK’den farkı şu; orada bir Kongre hedefleniyordu. Biz artık bununla cumhuriyete katılacağız.

Bu Kurul, tarihi bir kurul. Bunun karşılığında silahlı tezler gidiyor. Biz en demokratik cumhuriyetçi ekip oluyoruz. Demokratik Toplum iletoplumu ve Demokratik Cumhuriyet ile devleti demokratikleştireceğiz. D. Cumhuriyet konferansına benzer bir çağrıcı grup, bu hareketin kuruluşuna çağrı yapabilir.

Kongre illede 20 Eylül’de yapılacak değil, eğer yasal olarak erteleme mümkünse ertelenebilir..

Bir tarihi süreçtir. Yasa, ardından anayasa ve sonra da seçim süreci var. Gerçek demokratik cumhuriyeti elimizle inşa ediyoruz. PKK gidiyor, sadece problem olmaktan çıkmıyor, yapıcı bir unsur haline de geliyor. Çok önemli bir çalışma, 2015’teki gibi yarım yamalak değil. Anayasayı, seçimleri, cumhurbaşkanlığını belirleyecek bu çalışma. Bir de ben de burada devredeyim. Birlikte çalışacağız. Fiilen bu hareketin başı ben oluyorum. Başka türlü taahhüdümüzün altından kalkamam. İşte bak, Türkiye solu parçalı yaklaşıyor. Benim tarihi kişiliğim gereği parçalatmayacağım. Devlet nezdinde yapacağımız çalışma demokratik cumhuriyet, toplum nezdindeki çalışma demokratik toplum, hepsinin birlikte yürütüldüğü çalışma Demokratik Entegrasyon olacaktır. Buna inanmanız, güvenmeniz gerekir.

Devlet, toplumun özetidir. Eğer toplumu tam yansıtmıyorsa o kadar eksiktir, ne kadar çok yansıtıyorsa o kadar gerçek norm devlettir.. Toplumunun bir kısmını yansıtmaması iki yüzlülüktür. Biz bu devleti kendi devletimiz haline de getiriyorum. Ben böyle geliyorum. Bu tarihi bir geliştir. Ben şevkle çalışırım. Dolayısıyla dışardaki karamsarlara ve Avrupa’dakilere iyi anlatın.

Tekrar ediyorum; siyasi Parti Kongre Hazırlık Komisyonunda hepsinden temsilciler olsun. HDK ve diğerlerinin tümünün temsilcisi olsun. Var olan komisyonu da kapsasın. Demokratik Cumhuriyet çağrıcıları listesi vardı. Onun gibi güçlü bir çağrıcı grup olabilmelidir. Birçok kişinin dahil olacağı bir çalışma. Yeni Demokratik Cumhuriyeti ve Toplum Hareketi olarak en kapsayıcı yaklaşıma sahip olsunlar.

20 Temmuz 2026

Daha Fazla Göster

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu